Rahmetli anneannem Çerkez dedem ise Tatardı. Anneannem arasıra Çerkezce veya tatarca bir şeyler söylerdi. En çok kullandığı ise kocasının ana dili olan Tatarca’dan “İşi yok it suvarıyor” idi. Bunu; biz, yapacağımız bir çok şey varken çok lüzumsuz ve alakasız bir şeyle uğraşırsak o her zaman ki mağrur ve ciddi duruşuyla azarlayarak ;
_İşiniz yok it mi suvarıyorsunuz? Derdi. (Aklımda çocukluğumdan kalan bu kelime böyle mi yazılıyor bilmiyorum).

Şimdi bu söz nereden aklıma geldi?
Dört beş gündür , televizyon kanallarından hangisini açsam . Ekrem İmamoğlu ailesiyle kayak yapmış. Aman Allah’ım bir çok aklı evvel oturmuş bağıra çağıra bunu tartışıyor. Haberler bunu veriyor. Birileri bu konuda olumsuz veya cevaben olumlu basın açıklamaları yapıyor. Rahmetli canım anneannemin o vakur duruşu ile bize bağırışı geldi gözümün önüne. “ Sizin işiniz gücünüz yok, it mi suvarıyorsunuz?”
İnsanın gerçekten morali bozuluyor bu millet nasıl adam olacak?

Bir kişinin zekasını ve kültürel seviyesini anlamak için ; Onun merak alanı, sorduğu sorular veya güldüğü şeyler bana yeter. TV kanallarını izlemek ülkelerin zeka seviyeleri ile kültür seviyelerini ortaya koyuyor.
Doğal afetler almış başını gidiyor, ekonomi çökmüş, birlik beraberliğimiz yok edilmiş, eğitim ayaklar altında, ülkeye bakıma muhtaç cahil bir güruh sel gibi akarken, aklı başında maddi durumu yeterli vatandaşlarımız yurdunu terk ediyor. Eğer kurban zihniyetinde bir zavallı değilsen biraz sorumluluğunu alır , bunların sebebini araştırır neler yapabilirim diye düşünürsün. Ekrem İmamoğlu Elazığ’dan dönerken Erzurum da ailesiyle kayak yapmış veya yapmamış seni hiç mi hiç ilgilendirmez.
Bu arada sevgili Ekrem İmamoğlu , seni ilgi ile izliyorum çünkü davranışların ve konuşmaların gerçekten bana ümit veriyor. Neyse hakikatin ışığını gören birileri geliyor galiba diye. Örneğin bu konu kendisine sorulduğunda “Mış gibi yaşamam” dedi ya…. İşte dedim işte bu.
Elalem ne der terör örgütünün üyeleri tarafından yetiştirilmiş yurdum insanının ağlaması da sahtedir, sevinmesi de sahtedir. Onlar elaleme gösteriş yapmak ve onayını almak için yaşarlar. Ve Gerçekten yaşayanlar hakkında konuşur dururlar. Nereden biliyorum? Kendimden. Hayatım arkamdan konuşanlara gülmekle ve onlara acımakla geçti. Hatta o kesimden bir onay aldığımda “Bihin! yanlış bir şey mi yapıyorsun acaba ?” diye bir durur düşünürdüm.
Sevgili Ekrem İmamoğlu , bence çok doğru bir şey yaptın. İster belediye başkanı ol ister astronot eğer bir aile babasıysan onlara vakit ayırmak zorundasın. Eşine ilgi ve sevgi göstermek ve onu kaybetmemek zorundasın. En küçük toplum olan ailesini idare edemeyenlerin , büyük toplumları idare etmesi beklenemez. İstanbul’u mutlu etmeye çalışan birisinin kendisi ve ailesi mutlu değilse o enerji, bu çabasını boşa götürür.

Peki zamanımıydı? Elalem ne der zihniyetiyle yetişmiş birileri için değil, ama zamanı iyi değerlendiren , neyin ne olduğunu bilen ( Kayak yürüyüş yapmak gibi bir spordur , eğlence değildir ve maalesef kar yağması ve dağda olman gibi çok kısıtlı bir zamanda yapabilirsin ) kişiler için doğru zaman.

Sevgili Ekrem İmamoğlu , her ne olursa olsun senin üzerine bu kadar gelmeleri birilerinin senden korktuğunu gösterir . Dikkatli ol. Ama esas düşman yine insanın kendi içinde bilesin. En büyük darbeyi egondan (nefs inden) yersin , çok sakın ve farkındalığını kaybetme.
Siyasetçinin ne olup ne olmadığını anlamak için Platon’un (Eflatun ) DEVLET kitabını ve bilhassa içindeki MAĞRA MİTOSUNU okumanızı tavsiye ederim
Sevgiyle kalın coşkuyla yaşayın.
BİHİN EDİGE