Düşünce ek, eylem biç;   eylem ek, alışkanlık biç;   alışkanlık ek, karakter biç;   karakter ek, kader biç   diye çok güzel bir özdeyiş vardır.

Zaman içerisinde, ebeveynlerimiz, çevremiz ve aldığımız eğitim ile edindiğimiz düşünceler doğrultusunda hareket etmekteyiz. Ve bu eylemlerimiz tekrarlanarak alışkanlık haline gelmektedir. Bence dünyada insanı en çok sınırlayan şey alışkanlıklardır.. Kendimi çok özgür ve hafif hissetmemin tek sebebi hayatta hemen hemen hiçbir alışkanlığımın olmamasıdır.
Bir kaynaktan doğduğundan itibaren, hep aynı güzergahta akan bir dereyi veya ırmağı düşünün. Devamlı aktığı doğrultuda bir oyuk yaratarak kendisine bir yatak hazırlar. Ve artık bu kaynaktan doğan su her halükarda , daha önce yaratmış olduğu bu yataktan akar. Eğer akan suyun güzergahı değiştirilmek istenirse oldukça zorlu çalışmalar gerekecektir.
İşte biz de, karşılaştığımız her çeşit düşüncelere ve eylemlere, öğretilen ve hatta dayatılan çeşitli değerlerin ve henüz irade koyamadığımız duyguların esiri olarak tepki vermekteyiz. Devamlı aynı şekilde düşündüğümüz ve davrandığımız için de bu düşünceler, daha önce örnek olarak verdiğim dere veya ırmak yatağı misali kendi kronikleşmiş düşünce ve davranış yataklarını oluşturmakta ve başka şekilde düşünmemize imkan vermemektedir.
Dolayısıyla bu tip davranışlarımız birer yanıt değil, sadece kronik tepkilerdir.
Bu tepkiler ise bizim analitik bir şekilde düşünmemize ve gerçek yanıtları vermemize imkan sağlamaz.
Oysa Albert Einstein’in dediği gibi “ Sahip olduğumuz problemleri, onları yarattığımız zamanki düşünce düzeyinde çözmemiz imkansızdır.”
Alışkanlık haline getirdiğimiz ve otomatik olarak devreye soktuğumuz düşünceler ve eylemler ile kendi karakterimizi ve dolayısıyla kaderimizi oluşturmaktayız.
Kendi yarattığımız bu kaderden hoşnut olmadığımız zaman ise, onu değiştirmek elimizdeyken, biz kendimizi problemlerin ve sıkıntıların içerisinde kaybolmuş kurban gibi görerek, devamlı şikayet etmekteyiz.
Alışkanlıklarımız bilgi,beceri ve arzularımızın kesişmesiyle oluşur.
Her hangi bir işimizde veya ilişkimizde, neyi neden yapmamız gerektiğini bilmemiz. Nasıl yapılacağını becermemiz ve bunu yapmak için de arzu duymamız gerekmektedir.
Yalan yanlış edindiğimiz bilgiler, üzerinde çalışmaya üşendiğimiz beceriler ve tamamen duygularımızın yarattığı ve irademiz sayesinde kontrolümüz altına alamadığımız arzularımız ile yaratmış olduğumuz bu alışkanlıklarımızdan vazgeçebilir miyiz?
Güzel haber. Evet. Ama bu dönem acı verecektir.
Adalenizi alışmadığınız bir yönde çalıştırdıktan sonra hissettiğiniz acı gibi.
Onun için, bir çok kişi spor yapmayı istese de bir türlü başlayamaz.
Başlamamasını mazur göstermek için de kendinin de inandığı bir çok mazeret üretir.
Çünkü spor, yapmaya başladığınız ilk zamanlar da size acı verecektir. Oysa alışkanlığa dönüştüğünde bedeninize güzellik ve sağlık getirdiği gibi hiç acısı kalmayacak hatta yapmadığınız zaman eksikliğini hissedeceğiniz bir keyif haline dönüşecektir.