Bu da nereden çıktı diyeceksiniz. Haklısınız. Ama bu nereden aklıma geldi biliyor musunuz?

Atatürk ,kendimi bildim bileli hayran olduğum bir liderdir. Zekasına,bilgisine, cesaretine ve bilhassa insanları sömüren düzene karşı çıkan yüreğine çok derin bir saygı duyarım. Zarafetine, ışığına müthiş  bir beğenim vardır.

Cemaatlerde , siyasette reislerine tapan , istesin haremine girerim diyen o  mutaassıp görünümlü kadınlardan tutun, istesin karımı seve seve veririm diyen erkek görünümlü insansıları dinledikçe bırakın yatmayı acaba  Atatürk’ün yaşadığı zamanlarda yaşasaydım onunla flört eder miydim diye düşündüm ve hiç de böyle bir şey hissetmedim. Çünkü  Atatürk’e  hayran olduğum bir lider gözüyle bakan ben, onu  hiç erkek olarak düşünmemiştim. Neden acaba diye kendi üzerimde ciddi ve samimi bir araştırmaya girdiğimde ortaya çıkardığım sonuç şu oldu.

Kadın olmak  sadece cinsellik değil benim için. Kadın olmak, sezgisel bedeni çok yönlü düşünen aklı ve birleştirici özelliği ile evrene yayılan dişil enerjinin yanı sıra insan olmaktır.

Sadece kadın değil erkek de karşı cinse , cinsellikten başka bir gözle bakamıyorsa sadece fiziksel bedende (hayvani beden)  yaşıyor, bilinci bu bedenden yukarıya çıkamıyor demektir. Aklı fikri sekste , yemektedir.

Beğendiği tüm reislerine bedenini seve seve veren kadınları gördüğümde elimde olmadan böyle düşündüm ve hislerimi açıklıyorum. Karşımdaki  Atatürk bile olsa onunla flört edebilmem için beni bir erkek olarak etkilemesi gerekiyordu.

Ve anladım ki , gerçekten aydın bir toplum olamamamızın sebebi fiziksel bedende takılıp kalmış bireylerin toplumdaki oranı. Böyle kişiler kızdıkları kişinin anası veya karısıyla yatmak ister sevdikleri kişilere karısını sunar, zaten kadınlar da buna razıdır.

Ne diyeyim. EĞİTİM ŞART…

SEVGİYLE KALIN COŞKUYLA YAŞAYIN..

BİHİN EDİGE