Cumhuriyet, yüzeysel baktığımızda bir yönetim şeklidir. Egemenliğin millette olduğu ve milletin bu egemenliğini belirli süreler için seçmiş olduğu kişilere devrettiği bir yönetim şekli.Ama derinlemesine bakıldığında Cumhuriyetin gerçek anlamı erdemdir. Temeli insan olan bir erdem… Her onurlu bireyin, saf iradesiyle kendisini ifade edebildiği, hiç kimsenin, hiçbir inancın ve hiçbir gücün etkisinde ve baskısında kalmadan özgürce yaşayabildiği bir yaşam şeklidir. Cumhuriyet, onun için de demokrasiyle desteklenmeli ve laiklik ile korunmalıdır. Vazgeçilmez temeli ise hukuk olmalıdır.

Demokrasinin bir kavram kargaşasına kurban edilmesinin, laikliğin dinsizlik sayılmasının, hukukun ise resmen katledilmesinin Cumhuriyeti koruyan desteklerin yok edilerek rejimimizi parçalamaktan başka amacı olabilir mi?

Aydınlık ve çağdaş bir yaşam şeklini bize sunabilmek için çok kısa dönemde büyük devrimler yapan Atatürk, insanın onurlu bir şekilde yaşayabilmesi için tek yönetim şekli olan Cumhuriyeti ilan ederken, bizi rahat bırakmayacak ve parçalayıp bölmek isteyecek güçlerin oyunlarını o zamandan görüp, NUTUK’u yazmış ve Cumhuriyeti gençlere emanet etmiştir.

EY TÜRK GENÇLİĞİ!

BİRİNCİ GÖREVİN; TÜRK BAĞIMSIZLIĞINI, TÜRK CUMHURİYETİNİ SONSUZA DEĞİN KORUMAK VE SAVUNMAKTIR.

Bu gençlik aklı hür, irfanı hür ve vicdanı hür bir gençliktir.

Evet, Cumhuriyet bir erdemdir. Hiçbir bireyin Allah’tan başka kimsenin kulu kölesi olmadığı, evrensel yasalara uyumlu ve dolayısıyla onurlu yaşayacağı bir yönetim şeklidir.

Cumhuriyetin erdemini layıkıyla yaşayabilmek için her bireyin de eğitimli olması gerekmektedir. Eğitim öğretimle karıştırılmamalıdır. Nice eğitimsiz doktorlar, mühendisler, profesörler yurdumuzda ve hatta dünyada fink atmaktadır. Eğitim sadece bilgi ve beceri öğretisi değil aynı zamanda davranış şeklidir. Davranışların iyiye, doğruya ve güzele doğru gelişmesi ve dönüşmesidir. Bu iyi, doğru ve güzel kişilere göre değil, evrensel yasalara göre olmalıdır. Yani etik olmalıdır. Etik olan tüm davranışlar ve kavramlar zamana ve mekâna göre değişir ki bu yaradılışın yasasıdır. Her şey her an yeniden oluşmaktadır. Bunun için de her olay zamana ve mekâna göre çok değişik şeyler ifade edebilir ama etiğin özü değişmez. Evrensel iyi, doğru ve güzel bütünün yararına adil ve güzel olarak uygulanmalıdır.

Cumhuriyetin temeli ise hukuktur.

Atatürk 1925 yılında, ilk hukuk mektebinin açılışında tüm hukukçulara “Cumhuriyetin temelini sizler atacaksınız,” demiştir.

Hiç kimsenin, hiçbir gücün ve hiçbir inancın tesirinde kalmadan (Laik), herkese fırsat eşitliğinin tanındığı (Demokratik) ve adil (Hukuk) bir yaşamdır Cumhuriyet. İnsanoğlu sosyal yaşamında böyle onurlu bir şekilde yaşamayı hak eder. Ama özellikle cahil bırakılan ve daha da fakirleşip cahilleşerek emperyalistlerin oyuncağı haline getirilmesi amaçlanan bir toplumun bu erdemi anlaması tabii ki günümüzde de görüldüğü gibi mümkün değildir.

Bir ülkenin çağdaş ve aydın olabilmesi, o ülke kadınının çağdaş ve aydın oluşuyla doğru orantılıdır. Kara çarşaflarla bastırılmış, evlere kapatılmış kadının bir güneş gibi hayata yeniden açılarak ışık saçmasıdır Cumhuriyet. Kimsenin yüzüne bakamadan, gülemeden, suçluymuş gibi kapkara çarşaflara bürünerek bir erkek arkasında adeta sürüklenen kadının, başı dik, güler yüzle etrafına şefkat ve sevgi yaymasıdır Cumhuriyet. Bedenin iki efendisi olan kadın ile erkeğin yeniden el ele, yaşamı aydınlık günlere doğru taşımasıdır Cumhuriyet.

EY TÜRK GENÇLİĞİ!

Atalarımızın kanıyla, yavrularımızın canlarıyla kurtarılmış vatanımızı, büyük bir zekâ, özveri ve ileri görüş ile kurulmuş Cumhuriyetimizi, biz o zamanın gençleri olarak koruyamadığımız için sizden tüm Türk halkı adına özür diliyor ve bu Cumhuriyet Bayramını kutlamayı kendime layık görmüyorum.

Ama biz Mustafa Kemal Atatürk’ün evlatları olarak gelin, yurdumuzu ve Cumhuriyeti yeniden emperyalistlerin elinden kurtaralım ve daha nice yüzlerce sene CUMHURİYET BAYRAMIMIZI hep birlikte kutlayalım!

Sevgiyle kalın, coşkuyla yaşayın!