Dünyada , bilhassa ortadoğu da ve son zamanlarda ülkemizde de yaşanan kaosun,acıların zulmün en büyük  kök sorunu cahillikse de, sebep ırkçılık ve dinler olarak görünüyor….

Bu da ,  zaman zaman “Din gerekli bir şey midir? “ diye insanın aklına bir soru getiriyor.

Aslında din insanları kendi aralarında dayanışma, paylaşma içine sokan ve onları aynı düşünce etrafında bütünleştirerek, varoluşun yasalarını idrak etmeye ve bu değerlerle yaşamaya yönelten bir bağ olmalıydı. Fakat zaman içerisinde küresel sermayeye hizmet eden  politikacılar ve din adamları sayesinde  dinler ( ki gerçekten gönderilmiş dinler birbirinden farklı değildir) bilim yardımıyla gün ışığına çıkarılamamış, akıl yoluyla güçlendirilememiş ve vicdan temeline oturtulamamıştır.  Tam tersine kitleleri korkutarak yönetebilmek için , gerçek anlatımından uzaklaştırılarak, kullanılmıştır.Ve baskı aracı haline gelmiş, birleştirici, aydınlatıcı, özelliği,  ayrıştırıcı , çağ dışı karanlığa gömen bir hal almış, sanki sevgiyi değil öfkeyi besleyen , yaşamayı değil , ölmeyi , öldürmeyi emreden  bir garabet haline getirilmiştir.

Şöyle bir gerçek de vardır. Din, insan varlığının yapısında bulunmaktadır ve onun içindeki bir özleme hitap etmektedir.Aynı zamanda evrensel yasaların da ifadesidir.

Çağımızda dinin misyonunu gerçekleştirebilmesi için, asırlar boyunca sırtında taşıdığı kaba giysilerini çıkarıp atması gerekmektedir.

Aslında din şekil değil bir duygudur. Allahın evi kiliseler , camiler değil insanın kalbidir.

Allahı kalbinde bulan, dini şekilde değil yüreğinde hisseden kişi  ayrıştırılmış bütün  dinlerin üzerine çıkarak şöyle seslenir.  “Hakikat daha yücedir.”

Bu arada şöyle bir gerçek de vardır. Herkes bu bilince ulaşabilecek durumda değildir. Bu idraktan yoksun ama samimi bir şekilde huzur ve teselliyi , kendine anlatılan dinin soyut değil somut kurallarında bulan, kimseleri hor görmekten, taşlamaktan vazgeçmemiz gerekir.

Günümüzde dinler bir takım eskiyi muhafaza eden kişiler tarafından ya çağdaş aklın terk edeceği ,  ya da radikal kişiler tarafından teröre döndürülerek savaşılacak bir düşman  haline getirilmiştir.

Ahlak ve toplumsal  yaşam üzerindeki etkinliklerini  hemen hemen kaybetmiş ve ölüme terkedilmiştir. Evrende her şey  yeniden doğmak üzere ölür. Ebedi  hakikatin  geçici tezahürleri olan dinler de tarihi görevini tamamlamıştır.

Ruhların derinliklerinde bir uyanış kıpırdamakta, şekil bulmak ve doğmak üzere hazırlanmaktadır. Tarihte birbirinin zıttı gibi yaşamını devam ettirmiş, birbirine düşmanca davranarak toplumu çatıştırmış “duygu”  ve  “ akıl”  artık birbirine yaklaşmaya kuantum fizik sayesinde başlamıştır.

Çok yakında  “Hakikatin”  kıyamına,dirilişine; saflık ve sadelik içinde tekrar doğacak olan doğal dinin  kalplerimizin tahtına çıkışına şahit olacağız. Kibirimizi, öfkemizi, bağımlılıklarımızı, kıskançlıklarımızı, birbirimizi  ayrı gayrı görüşlerimizi kurban ettiğimiz gün ise yeni kurban bayramımız olacak.

Nasılki nehirler okyanusa karışıp onun içinde yok olarak okyanus olabiliyorsa , bölünmelere, savaşlara yol açmaya başlayan  zıt görünümlü dinler de , aslında Allah boyutundan bize yansıyan o  evrensel din görüşünün içinde eriyip gidecektir.

Sevgiyle kalın coşkuyla yaşayın….

BİHİN EDİGE