Başta din olmak üzere her şey o kadar şekilde kaldı ve bizler o kadar içeriğinden uzaklaştık ki hiçbir anlam içermeyen gösterişli bir hayatın içinde kaybolduk….
Çeşitli günler kutluyor bir birimize hediyeler veriyoruz. Anneler günü, babalar günü, sevgililer günü, dünya barış günü vs….Bu günlerin hepsinin kökenine gittiğinde sevgi yatıyor. Gerçekliğimizin derinliğinden çağlayarak akıp gelen ve tüm benliğimizi, bütün hücrelerimizi istila etmek üzere kapıda bekleyen o koşulsuz sevgi.
Ama biz tüm kapıları kapamış ve önünde nefret, öfke, haset, korku gibi gardiyanları görevlendirmiş, sevgiyi içimize almıyoruz. Gardiyanları da devamlı besleyerek ,egomuzu, kibirimizi koruyor , yaşamı cehenneme çeviriyoruz.
Geçenlerde zarafetin, saygının, sevginin sembolü olmuş çok değerli bir büyüğümüzü kaybettik. SÜLEYMAN SEBA . Fanatizm denildiğinde akla ilk gelen futbol camiasının göbeğinde bir ömür geçirip bu kadar fanatizmden uzak sevgi dolu, saygı dolu adam gibi yaşamış bir adam. Her şeyini verdiği BEŞİKTAŞ’ına fanatik duygularla değil büyük bir sevgiyle bağlıydı. Sevgi ise koşulsuzdur, evrenseldir, zariftir, vericidir. O da sadece o çok sevdiği Beşiktaş’a değil tüm takımlara, tüm insanlara saygı ve sevgi dolu oldu. Beşiktaş’ın efsane futbolcusu METİN TEKİN anlatırken gözüm yaş kalbim sevgi dolu olarak dinledim
Her zaman rakiplerinden “ Kıymetli rakiplerimiz” diye bahsederdi diyor. Bir gün FENERBAHÇE ile oynadıkları ve kazandıkları Cumhurbaşkanlığı kupası maçı sonunda , rakipleriyle aynı uçakta İstanbul’a dönüyorlarmış
“Gençliğin ve kupa kazanmanın heyecanıyla kutlama yapmaya hazırlanıyorduk ki SÜLEYMAN SEBA başkan geldi yavaşça bize “Uçakta Fenerbahçeliler de varken sevinmeyin çok ayıp olur” dedi diye anlatıyor Metin Tekin. Ve ekliyor “ Aslında bu bize sadece spor anlamında değil, hayat anlamında büyük bir dersti.”
Sevgi bölücü değil birleştiricidir. Çünkü gerçeklik teklik yani bütünsellik üzerine var olmuştur. Birisinin yaşadığı bir sıkıntı eni sonu muhakkak seni de bulacaktır. Etrafına ne yansıtıyorsan sen de onu yaşarsın. Yani kısacası “BİÇTİĞİNİ BEĞENMİYORSAN, DÖNÜP EKTİĞİNE BİR BAKACAKSIN”
Fanatizmin çok kanıksandığı futbolda bile böyle birleştirici başkanlar varken dileğim o ki ülkemizde ve dünyamızda da bölücü değil birleştirici , öfkeyle beslenen değil sevgiyle besleyen başkanlar olsun.
Bir öyküyle bitirmek istiyorum yazı mı?
Bir dağın zirvesine çıkmak isteyen bir gurup Amerikalı kendilerine 5 kişilik bir Kızılderili rehber tutmuşlar. Zirveye doğru hızla ilerliyorlarmış ki Kızılderili rehber gurubu oturmuş ve sessizce meditasyon yapmaya başlamış . Yarım saat, bir saat , derken sabrı tükenen Amerikalılar sormuş.
“Hayrola. Neden durduk gitmiyoruz?”
Kızılderili rehber cevap vermiş. “Bedenimiz o kadar hızlı gitti ki ruhumuzdan koptuk. Onunla bağlantıya geçiyoruz. Yoksa DENGE mizi kaybederiz.
İşteeeee böyle dostlar. Teknoloji, lüks, başarı hırsı öyle hızlı gitti ki ruhumuzla bağlantıyı koparan dünyasal bedenimiz kibirin , öfkenin kucağına düştü yönetimine girdi. Ve biz kapıda bedenimizi istila etmek üzere bekleyen SEVGİ ye gönlümüzü açmazsak BARIŞ dolu günleri daha çok bekleriz.
Onu bunu suçlamayı bırakarak önce kendimize bakalım. Ne ekiyoruz ki ne biçmeyi bekliyoruz.


BARIŞ DOLU GÜNLERE…
SEVGİYLE KALIN COŞKUYLA YAŞAYIN…
BİHİN EDİGE.