Duygusal bir milletiz. Ve bununla övünürüz. İster kadın ister erkek kimle bir sohbete başlasam sanki çok matah bir değerinden bahseder gibi  “Aslında ben çok duygusal birisiyim” diyerek kendisini anlatmaya koyulduğunda;  “Peki bu durumdan kurtulmaya çalışıyor musun?” diye sorunca da anlamsız anlamsız yüzüme bakar..

Duygular bize Allah’ın lütfüdür. Bize  nasıl bir durumla karşı karşıya olduğumuzu duyumsatır. Haksızlığa uğruyorsak sinirleniriz, yetersizsek kıskanırız,zorbalığa karşı öfkeleniriz, evrensel değerlere sahip şeyleri severiz genetiği bozulduğu için duyguları bunların tam tersine ayarlanmış kişiler de yok değil tabi. Ve bu duyguları hissettiğimizde ne yapmamız gerektiğine karar vererek davranışlarımızı ona göre ayarlarız. Yani  başarılı ve doğru hareket edebilmek için duygularımızı kullanır analizi ve kararı aklımıza bırakırız. Bu işin doğrusu.  Ama duygusalsanız  duygularınız sizi kullanmaya başlar. Adeta köpeğini dolaştırmaya çıkarmışken, köpeğin sizi dolaştırması gibi bir durumla karşı karşıya gelirsiniz. Ve burada Kuranda sıkça tekrar edilen bir söz hep aklıma gelir “Aklını kullanmayanların üzerine pislik yağacaktır”

 

İster coğrafi, ister insani, ister kültürel,ister tarihi her türlü zenginliğe sahip olmamıza rağmen bir türlü güçlenemememizin  sebebi ise maalesef bu duygusal yapımız yani analitik düşünce şeklini cebimize koyup dolaşmamız.

 

Gelelim Fanatizme . Zaman içinde fanatizm  ile fundamentalizm  o kadar iç içe girmiş ki adeta eş anlamlı gibi anlaşılmaya başlanmıştır.

Fundamentalizm  belirli ilkelerin içeriğine  bakılmaksızın,karşı çıkılmaz ve üstün bir otoritesi olan temel  “hakikatler” olarak tanımlandığı bir düşünce sitilidir.

Bu düşünce sitilini destekleyenlerin aslında sadakat ve coşkusunu göstermekten başka ortak yönleri de ya çok azdır ya hiç yoktur.

Fundamentalist  düşünce yapısına sahip kişiler kendisi için doğru olduğunu düşündükleri şeylerin başkaları içinde doğru kabul edilmesi için adeta dayatırlar. Tartışmaz ama kavga eder, içeriğini sorgulamaz ama biat eder. Bu dini bir tarz gibi görünse de ister siyaset ,ister felsefe her konuda geçerlidir.

 

Fanatizm, ateşli bir taraftarlık,körü körüne bağlılık,herhangi bir siyasi,felsefi,ideolojik görüşe,bir takıma,bir partiye içeriğini tartışmaksızın teslimiyet, şiddete bile başvurarak savunuculuktur.

 

Fanatik için, duyguları tarafından kullanılan kişinin son haddi diyebiliriz.Fanatik yaşama at gözlüğüyle bakar ve tek bir şeyi,tek bir yönden,tek bir varsayım ile kabullenir.Fanatik olan kişi pek düşünemez daha doğrusu hiç düşünmez.Aklını işletmektense,kendisini bilinçsiz eylemlere sürükleyen kontrol edilemez tutkular geliştirir

Fanatik toleranssızdır. Farklı düşünen veya hisseden kişilerin varlığına bile dayanamaz.

Fanatik dinlemez,diyalog kurabilme,analitik düşünebilme kapasitesi yoktur.Sadece yüksek sesle haykırır ve dolayısıyla karşısındakini de anlamaz.

 

Fanatizmin sözlüğünde alternatif diye bir şey yoktur.

Fanatizmde inanç; eğer dinden kaynaklanıyorsa yobazlığa, parti felsefesinden kaynaklanıyorsa partizanlığa,ideolojiden kaynaklanıyorsa bağnazlığa dönüşmeye zorunludur.

 

Fanatik kendine güvensizliğini korkuyla kapatmaya çalışır. Korktuğu ölçüde korkutur.Bundan ötürü de fanatizmin vazgeçilmez aracı şiddettir.

 

Bu duygusal ve fanatik yapı, milletimizi hiç fark etmeksizin kötü niyetli odakların maşaları haline getirmekte , fanatiği olduğu değerleri savunduklarını zannederken o değerleri bölerek yok edecek tam tersi kişilerin hedeflerine çalışır hale gelmekte ve asla bunu fark etmemektedirler.

 

Bu konuyu yazmak nereden aklıma geldi. Bir yandan milletimizin bu duygusallıkla bölünmeye çalışılması ve başarıyla yol alınıyor görünmesine üzülmem bir yandan da geçen akşam ki Galatasaray –  Fenerbahçe maçı.

Galatasaraylıyım.. Maç izlerim. Galatasaray’ın ve milli takımımızın kazanmasıyla coşarım,keyiflenirim.Sevdiğim dostlarıma da fazla uzatmaksızın ve kırıcı olmadan takılırım. Zaten esas keyifli taraf da olayın bu yüzüdür. Fenerbahçe dahil başka tarafların yabancılar ile olan maçlarında fanatikler gibi yabancıları değil kendi takımlarımızı canı gönülden desteklerim.

Geçen günkü 3-1 lik maçta da çok sevindim. Coşkumu sosyal medyada paylaştım. Ama insanların yorumları beni çok üzdü. Şu sıralar zor bir dönem geçiren Fenerbahçe için acımasız ve haksız yorumlar, karşılıklı söz şiddeti, kalbimin acıdığını hissettim.

Kaç senedir yaşadığımız hukuksal zaafların ve hukuk ile aldatmanın bir mağduru Fenerbahçe’nin bu yönü ile maç sevincini birbirine karıştırmak akıl tutulması değil de nedir?

Yazımı yukarıda da yazdığım Kuranı Kerimden o güzel söz ile bitirmek istiyorum.

AKLINI KULLANMAYANLARIN ÜZERİNE PİSLİK YAĞDIRILACAKTIR.

 

Sevgiyle kalın coşkuyla yaşayın

BİHİN Edige