Müslüman olmak, Hristiyan olmak, Atatürk’çü  olmak, Baba olmak, Anne  olmak uzar gider böyle OL maklar. Ama içeriğinden o kadar uzaklaşılmış o kadar yabancılaşılmıştır ki sadece mış gibi davranır insanlar. İşte mış gibi yaşanan ve dünyayı kaosa sokan en önemli  olay ise İNSAN mış gibi yaşanıyor olmasıdır. Çünkü insan bedeninin iki efendisi KADIN ve ERKEK  özünden uzaklaşmış ne OL duğunu tarihler önce unutmuştur.

Orta çağlarda başlayan ve bedeni istila eden nefsin ayaklanması özellikle erkekte , kadını bastırarak, insanlığın bugünkü hale gelmesine yol açmıştır.

Anaerkil  devirde özgürce  dişiliğini yaşayan kadın, sevgi doludur, şefkat doludur, sezgiseldir, erkeği ve çocuğu bir araya toplar, hastalıktan ve tehlikelerden korur, şifa verir ve cinselliğini rahatça yaşar. Namus adı altında bir kirlenmişlikle lanetlenmemiştir.

Kapitalizmin başlangıcı olan bu erkeğin kışkırtılması ve kadının bastırılması günümüze kadar büyüyerek ve dünyayı yaşanmaz bir cehennem haline getirene kadar süre gelmiştir.

Bu günkü durum küçük bir kesim dünyayı yutarcasına şişmekte geri kalan insanlar aç bilaç,  bir biriyle savaştırılmakta ölmeyip geriye kalanlar, ilaç satmak isteyen insan obur canavarlar tarafında bulunan değişik mikroplarla hastalandırılarak para uğruna ölüme terk edilmektedir.

Bastırılmış olan kadın özünü kaybettiği, içinde yaşayan  TANRIÇA yı uyuttuğu için değil olanlara mani olmak o da çeşitli komplekslerini , değişik entrikalar  çevirerek dışa vurmakta , ayakta kalabilmek adına hem erkeği , hem çocuğu kullanmaktadır.

Dünyamızın ve insanlığın kadının içindeki TANRIÇA yı uyandırmasına ve dolayısıyla sevgiye,  şefkate , sezgiye , şifaya ihtiyacı vardır.

Altın bilgi çağına geçerken ,insanlık,  gerçek  KADIN a kavuşacak…Dikkatlice etrafınıza bakın TANRIÇA UYANMAYA BAŞLADI. Onu  bir çok kadının gözlerinde görüp tanıyacak ve rahat bir nefes alacaksınız.

SEVGİYLE KALIN , COŞKUYLA YAŞAYIN

BİHİN EDİGE