Farkındalık….Ayırt edebilecek akıl ve  yüreğin birlikteliğiyle, değerleri ve olayları fark edebilme.

Bu yeteneğe sahip kişilerin önderliğinde ve birleştirici özelliği ile bu vahim durumu atlatıp mükemmel bir ülke ve millet olabilir veya orta doğudaki cehennemin ateşinde yanar gideriz. Yani ya cennet ya cehennem.

15 temmuz Türkiye için,  neyin olacağı  henüz belli olmayan bir milad. Emperyalist güçlerin, senelerdir örgütlediği, aklını peynir ekmekle yemiş ve din afyonuyla uyutulmuş bir guruhu, zalimce ülkemize saldırttığı o uzun ve korkunç gece. Ne oldu? ……. Kurtuluş savaşını bu ülkeye kazandıran ruh dirilerek  , tüm ayrıştırmalarla birbirine düşman olmuş kitleleri bir araya getirdi. Kimi polis,kimi gerçek ordumuz, kimi halk,kimi tüm siyasiler, kimi sivil görünen derin devlet olarak bu işgal güçlerinin tepesine bindi. Herkes normalde başka kültürlerde, başka etnik kimlikte, başka ideolojilerde veya başka siyasi görüşlerdeydi. Ama birdenbire BİR oldu.

Hükümet ve muhalefet tehlikeyi fark etti, halk da fark etti ama neyi ne kadar emin değilim.

On, onbeş gündür yaşanan balayı,  evlilik süresinde ne olur? Güzel bir evliliği başarabilirmiyiz? Yoksa cazibesine aldanarak evlendiğimiz kişinin bize hiç uymadığını anlayarak boşanmak mı isteriz?

Bu iki kişinin evliliği olsa kesin boşanın derim ama bu hepimizin ülkesi ve başka ülkemiz yoksa, heleki hiçbir şeyin sebepsiz olmadığı bu evrende  hepimizin bir araya toplanması ve bu toplulukta bizimde yer almamızın sebebi birbirimizi kabullenmeyi öğrenebilmekse,  bu evliliği devam ettirmek zorundayız.

Peki o zaman ne yapacağız. Önce birbirimizi tanıyacağız. Bir yanda  Kemalist dediğimiz Atatürk ilkelerinin yaşatıldığı çağdaş,bilime açık, dini Allah ile arasında, islamın da emrettiği gibi ruhban sınıfı olmadan yaşamak isteyen bir gurup. Bir yanda Kemalist görünen ama Atatürk ilkelerinden hiç haberi olmayan, her şeye muhalif bir gurup. Bir yanda sadece evde pişireceği yemekten veya iş yerinde yapacaklarından başka bir şey düşünmeyen ,okumayan ,kendinden ve ailesinden başka bir şeyle ilgilenmeyen , ne giyeyim , hangi markayı alıp  hava atayım diyen bir gurup. Bir yanda dini neredeyse yobaz derecesinde yaşayan (bunlar hafiften ağıra değişik şekildeler) kuranı anlamak için bir cemaat reisine ihtiyaç duyan, biat eden, bilime kapalı, kurban ruhuna sahip ve köle olmaya meyilli bir gurup. Mütedeyyin olup daha normal yaşayanlar da var tabi ama diğer Kemalistler gibi onlara da bir gurup diyebiliriz. Bir de dini baz almış ama fakir, fedakar,cahil ve kandırılmaya ve kanınca aşk şeklinde sevmeye, sevdiği için ölmeye meyilli oldukça büyük bir gurup. Ve sadece ekonomik olarak kendisini düşünen irili ufaklı menfaat gurubu. Gücüne göre kimi hortumluyor,kimi pipetliyor. Etnik problemler yaşadığını hisseden Kürtler. Müslüman ama sünni olmayan aleviler. Diğer dinlerden ve etnik kimliklerden olanlar.  Hepimizin birleştiği bir nokta var. Bu ülke bizim. Ve ülkemiz ciddi bir tehdit altındaysa biz birleşmek ve birlikte doğru hareket etmek zorundayız.

Einstein’ın güzel bir tesbiti var. Derki “Bir problemi onu yaratmış olduğun düşünce sistemini devam ettirerek çözemezsin”

Biz bu hale nasıl geldik. Alnı secde gördüğü söylenerek, liyakat sistemine göre bilgisi, becerisi, tecrübesi olmayan kişileri , layık olmadıkları yerlere yerleştirdiklerinde her konuda aldatıldılar. Çünkü o kişiler, krizleri görecek ve yönetebilecek liyakatte değillerdi.

Şu sırada hepimiz bir ve birlikte olmalıyız. Birbirimizin ne olduğunu ne olmadığını, ne olmamız gerektiğini fark etmeli, neler yapmamız gerektiğini (eğitim konusunda bilhassa)  bilmeli ve yapmalıyız.

Hükümet, ben demekten, kibirden , öfkeden ve kinden kurtularak ortak akılla, düşmanı dostu ayırt ederek, çağdaş, laik,demokratik,adaletli bir sistemi acilen oluşturmalı ve bu balayı dönemini güzel bir evliliğe doğru inşa etmeli.

Sevgiyle kalın coşkuyla yaşayın.

BİHİN EDİGE