Hepimizin endişeli gözlerle ve daralarak yerinden fırlayacakmış gibi çarpan yüreğimizle izlediğimiz haberleri, istemesek de onlara da izletmiş oluyoruz. Allah’ı, sevgiyi, paylaşmayı, iyiliği, hiçbir canlıya zarar verilmemesi gerektiğini, karıncanın da canı olduğunu ve üzerine basarsa canını alacağını ve Allah’ın buna rızası olmadığını anlatmaya çalıştığımız o minik  yavru, televizyonda “surata bak süngüye davran” kılıklı dağ kaçkınlarının, insanları hunharca öldürüp  “Allahu Ekber” diye böğürmeleri karşısında, soyadı Ekber olan bizim anlattığımızın dışında bir Allah’ın olduğu fikrini doğurmuş olmalı ki bu içimi cız eden soruyu benim yanım da annesine sordu;

“Soyadı “Ekber” olan teröristlerin Allah’ı mı anne?” İçimizde yaşayan şeytanı besleyenlerin, Allah’ı nelere alet ettiklerini ve şiddeti, öfkeyi, hasedi, zulmü ve kötülüğü nasıl dünyaya hakim kıldıklarının çok sade bir anlatımıydı bu minicik yavrunun yüzünü buruşturarak acıyla ve üzüntüyle sorduğu bu saf soru. Son günlerde Şener Şen’in çok güzel bir reklamı dönüyor ekranlarda. Hemen hemen bu soruyu soran minik yavru yaşlarında bir yavrumuz, büyük bir akvaryumu gezerken devamlı sorular soruyor Şener Şen’e. Neden deniz mavi? Balıklar terler mi? Dünya yuvarlaksa biz neden düşmüyoruz? Yer çekimi nedir?” Sonunda köşeye sıkışan Şener Şen gülerek çocuğa sevgiyle eğiliyor ve “Dondurma yer misin?” diye soruyor. Çocuğun annesi sorar ve yardım ister gözlerle bana bakınca, ben de çaresiz çocuğa eğildim sevgiyle yanaklarından öpüp ;
“Dondurma yer misin?” dedim.