İnsanlar kendi kazanmadığı veya kolay kazandığı bir şeyin değerini bilmez. Kolay harcar. Mirasyedilerin veya milli piyango milyarderlerinin  başarılı olduğu , her hangi bir işi büyütebildiği görülmemiştir.

Türk milleti her ne kadar büyük bir kurtuluş savaşını, elele vererek , kazanmış, yurdunu düşmanlardan kurtarmış, demokrasiye adım atarak Cumhuriyet’ini yani halkın ülkeyi idare etme rejimini kurmuşsa da, zaman içerisinde Cumhuriyetin ve çağdaş,özgür, güçlü bir ülkenin olmaz ise olmazı olan iki değeri göz ardı etmiş, değerini bilmemiştir. Son zamanlarda da bir değerin daha ayaklar altına alındığı  kalbimin acıyarak izlediği bir konudur.

Değeri bilinmeyen  ilk konu bir ülkeyi ülke yapan ortak ülküdür. Ortak ülkü aynı zamanda  VATANDAŞLIK  demektir. Maalesef  Mustafa Kemal ATATÜRK’ün zamansız ölümü ile bu değer özellikle dış ülkelerin baskısıyla yok edilmiş, en basit örneğiyle  milleti çağdaş uygarlık seviyesine taşıyacak  KÖY ENSTİTÜLERİ  kapatılmış halk karanlıkta bırakılmıştır.

Değeri bilinmeyen ikinci konu  ortak refahtır. Ortak refah aynı zamanda VATANDAŞLIK demektir. Ortak refahı sağlamak bir yana gittikçe zenginleşen kişiler,gruplar ve siyasetçiler kendi iktidarları için halkın refahını özellikle kendi sadakalarına bağlamayı emperyalist bir yöntem olarak benimsemiş ve tüm dünyada  emperyalizmi , halkıyla birlikte yerle bir eden  MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN kemiklerini sızlatmışlardır.

Son zamanlarda ayaklar altına alınmaya çalışılan değer ise laikliktir. Yani din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır. Bu da VATANDAŞLIK  demektir.

Halk VATANDAŞLIK  ne demektir? Değeri nedir bilmiyorsa, o  kendi ülkesinde ne sorumluluğunu bilir ne haklarını bilir. Ve bilmediği bir şeyi koruması ise mümkün değildir.

Gidin yabancı bir ülkeye sizi o ülkenin vatandaşı olarak kabul etmeleri ne kadar zordur ve hangi şartlara bağlıdır. O ülkeye artı bir değer katamıyorsanız sizi asla kabul etmezler.

Bizim hükümet Suriye’ye girip namaz kılmaya karar verdikten bir müddet sonra, her ne kadar biz o camilere giremediysek de Suriye’nin yarısı bize girdi. Milyonlarca Suriyeli ülkemizin değişik şehirlerinde kol geziyor. Her ne kadar gerçekten hümanist bir insansam da , toplu yaşamın bir kaidesi, düzeni, hakları ve sorumlulukları olduğuna inanırım.

Şimdi kültürü kültürümüze uymayan,  yeri yurdu olmadan bile olayı nerede gerçekleştiriyorlarsa da her sene bir çocuk doğurarak, hızla çoğalan bu Suriyeli kardeşlerimize TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI  olma hakkı verdiğimizde ve oy kullanmaya başladıklarında, yarın  özümüzün asla dediği bir  ihanette , bu oy sahibi vatandaşlar aynı hissiyat içinde olabilecekler mi?  Vatandaşlarımız iş bulamazken , tüm işlere daha uygun maaşla yerleştiklerinde ,açıkta kalan vatandaşlarımızın huzuru kaçmayacak mı? Bizim çocuklarımızın senelerdir hazırlandığı sınavlara girmeden okullara alındıklarında biz  TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI olarak evlatlarımıza boynu bükük bakarken, çocuklarımız bize;

“Vatanımızı neden koruyamadın anne veya baba “demeyecekler mi?

Allah sonumuzu   HAYIR   etsin……

 

SEVGİYLE KALIN COŞKUYLA YAŞAYIN..

BİHİN EDİGE