Terör  sözcüğü de birçok sözcük gibi dilimize  Fransızcadan geçmiş olup Latince kökenlidir. Latince sözcüğün anlamı  “korkudan titreme”  veya  “titremeye sebep olma” dır.    Fransizca   Petit Robert  sözlüğünde “Bir toplumda, bir gurubun, halkın direnişini kırmak için yarattığı ortak korku” olarak tanımlanır.Oxford İngilizce sözlükte  “Halkın gözünü korkutmak ve halkı yıldırmak için dehşet öğesini kullanmak” olarak tanımlanır. Türk Dil Kurumu Sözlüğünde ise  “Yıldırma,cana kıyma ve malı yakıp yıkma,korkutma,tedhiş” olarak geçer.Yani amaç halkı korkutma, güçsüzleştirme, yıldırma ve gücünü yok ederek zayıf hale getirmektir.Asala, El kaide,İşid, PKK,Fetö gibi bilinen terör örgütleri her ne kadar tehlikeli olsa insanlarının canını alsa da bilindiği için  en azından mücadele etmemiz gereken bir tehlike olduğunun farkındayızdır.İnsanlık açısından en tehlikeli şey ise tehlikeli olduğunu bilmediğin şeydir. Bu bilinmezlik hem bedensel, hem duygusal hem de zihinsel olarak aynı tehlikeyi yaratmakta ve farkına varıldığında çok geç kalınmış olunmaktadır.

Bedensel açıdan çok tehlikeli bir hastalık olan kanserin tehlikesi bağışıklık sisteminin kanseri hastalık olarak değil çoğalmakta olan bir hücre olarak görmesi ve mücadele edeceğine desteklemesinden kaynaklanmaktaymış. Karşımıza terör örgütü veya düşman askeri olarak çıkan her türlü tehlike ile savaşacak kadar cesur bir milletizdir ama sanki bir değerimizin (din gibi , Atatürk ilkeleri gibi) koruyucusu gibi ortaya o değeri kullanarak çıkan oysa onunla hiç ilgisi olmayıp amacı sadece bizi güçsüzleştirmek ve bölmek olan gurupların oyununa gelmekte ve sinsice yok edilmeye ses çıkarmamakta hatta vesile olmaktayız.

Bu guruplarda en azından bilen,aklını işleten kişiler tarafından fark edilmekte  ve bir şekilde mücadele edilmeye çalışılmaktadır. Benim size bugün bahsetmek istediğim terör örgütü ise çok daha tehlikeli ve çok daha sinsi bir örgüttür ve toplumu meydana getiren bireyi korkutarak,yıldırarak zayıflatmakta ve giderek yok etmektedir. Korkmuş, sinmiş ve birey özelliğini kaybederek “mış gibi yaşayan” ve biat ederek bir sürü oluşturan kişilerden oluşan bir güruh yaratmayı amaç edinmiştir bu örgüt.

Bu örgüte üye olmamakta direnen ve başaran bir kişi olarak annemi bu örgütün bir üyesi olarak görmek beni çok üzerdi. Seneler önce annemi kaybettiğim için artık annemin bir örgüt üyesi olduğunu açıklamakta mahsur görmüyorum.

Evet canım annem de ELALEM NE DER örgütüne üye idi. Ve elalemin ne diyeceğini o kadar önemserdi ki giyiminden,konuşmasına,düşüncelerinden eylemlerine kadar o meşhur korkunç terör örgütü elalemin onayını almadan yapamazdı. Ve bu örgütü tanımayan, ona ters düşen, kendi doğrularını kendi oluşturan bana da asi derdi. Canı gibi sevdiği kızının ELALEM NE DER  örgütü tarafından linç edilmesinden korkardı.

Linç edilmedim. Örgütün söylediklerini duymadım bile. Belki, hatta belki değil kesin o kadar çok şey söylediler ki bu söylemlerin hedefe ulaşmadığını görerek bir müddet kendi aralarında tatmin oldu sonra işe yaramadığını görerek vaz geçtiler. Ben ise yaşamın tam göbeğinde dolu dolu yaşadım. Yaşıyormuş gibi yapmadım. Bu örgütün tesir alanından uzakta yaşayan kişiler kendisiyle barışık oluyor, dolayısıyla sevmeyi biliyor,demokrasiyi, insan haklarını biliyor. En önemlisi haddini biliyor ve sağlıklı bir birey olduğunda sağlıklı bir toplum oluşturabiliyor.

Bizim ülkede insan haklarının yok sayılması,demokrasinin sekteye uğraması ve siyasetin doğru dürüst yapılamamasının sebebi olarak bireyi korkutan,güçsüzleştiren ve sonunda yok eden bu sinsi ELALEM NE DER örgütünü görmekteyim  ve herkesi bu örgütle mücadeleye çağırıyorum.

Sevgiyle kalın coşkuyla yaşayın…

Bihin Edige