Yaşamda tesadüf diye bir şey yoktur derler,  ya şansımdan ya karmamdan diyelim o konuya şimdi hiç girmeyelim,  Allah’a şükür tüm güçlü kadınların rol aldığı bir ailede hatta sülalede dünyaya gözlerimi kadın olarak açmışım.
Ve bundan ötürü de kadın olmayı ve dolayısıyla insan olmayı çok sevdim, yaşamdan keyif alarak hayatıma devam ediyorum.
Küçükken fark etmesem de ergenlik çağımda diğer kızlarla aramdaki farkı gözlemledim.  Ben kendimden hoşnut olarak gelişirken büyük bir çoğunluk kız çocuğu utanarak ve suçlanarak büyütülüyordu, bir çok kural ve yasalarla birlikte belli bir şekilde davranmaları ve düşünmeleri beyinlerine birer veri olarak yerleştiriliyordu,  erkekler kışkırtılırken onlar bastırılıyorlardı.
Kendileri farkındalar mıydı bilemeyeceğim ama,  doğal olarak kadın olmakla ilgili öfkeler duygusal bedenlerine çoktan yerleşmişti bile.

Yaşam dalgalar halinde geliyor, deneyimlerle öğreniyor ve evrim süreçlerinden geçiyoruz.

Ve neysek onu yaşıyoruz. Hem birey olarak, hem toplum olarak , hem insanlık olarak.

Maalesef bu şekilde yetişen bir çok kadın da içsel öz değer ve öz saygı gelişmediği için aşağılık ve istismarcı pozisyonları kabul etmek zorunda kalıyorlar.

Şu günlerde açığa çıkan rezil taciz olayları……

Ve çok üzülerek ve inanamayarak söylüyorum ki üstelik bu taciz ve tecavüzler bu zavallı kızların en yakınları tarafından gerçekleşmiş.

Neden?…..Çünkü kendisini erkek zanneden o zavallı yaratık ta ailesi tarafından aynı cahilliğin diğer yüzü olarak yetiştirilmiş, kadını saklanması ve bir kişiye adeta satılması gereken bir mal gibi yetiştirmeyi namus zanneden zavallılar, erkek çocuğu da “pipini göster bakalım” diye büyütürken, beynini kıçına taşıyarak,  her gördüğünü pipisini tatmin edecek bir araç zannetmeye başlayan erkek müsvetteleri yaratmışlar.

Adamlar karılarını diğer pipilerden saklarken (erkek imajları kendilerince bu) kendileri de her gördüğü deliği, bu arkadaşım mı, kızım mı, köpek mi, su şişesi mi demeden becermeye (kendi tabirleri) başlamışlar.

Nerede bedenin iki efendisi KADIN ve ERKEK?  Nerede İNSANLIK ?

Kadın ve erkek insanı oluşturuyor.  Kadın sevgiyi, şefkati, birleştiren iletişimi sağlarken, erkek koruyuculuğu (centilmenlik), duygusal kadına karşı duyarlı olmayı yani duyguların kendisini idare etmesine izin vermediği gibi duygularının esiri olmaya yatkın kadını bu konuda yönlendirebilmeyi sağlıyor.

Anaerkil dönemden sonra erkeklerin sahiplenme illüzyonuyla, kadını bastırarak tüm dünyayı ele geçirme hareketi, savaşların, açlığın, felaketlerin kol gezdiği yaşamın ızdıraba döndüğü dünyamızı yaratmıştır.
Ama Allah’a şükür ki uzun zamandır dişil enerji yani kadının içindeki tanrıça uyanmaya başlamıştır ve gerçek kadınlar çoğaldıkça dünya dengeye ve dolayısıyla cennet dediğimiz hale dönecektir.
Bu dengeyi sağladıktan sonradır ki cennet ve cehennem ikilemini aşıp teklik yani tevhid bilincine ulaşabiliriz….

SEVGİYLE KALIN COŞKUYLA YAŞAYIN…
BİHİN EDİGE