Dinci derken, müslüman, hıristiyan, yahudi veya herhangi bir dinden bahsetmiyorum. Nasıl su satana sucu, karpuz satana karpuzcu denirse dini satanların etkisi altında kalarak sorgulamadan , aklını işletmeden, yüreğinin sesini dinlemeden, illuminati tarafından yönetilenlere ve de asla bunun farkında olmayanlara sesleniyorum.Din nedir ne değildir anlamış, idrak etmiş ve yaşayan dindarlara saygı ve sevgimden başka bir diyeceğim olamaz zaten.

Şu sıralar  “İdam isterük “  diye bağıran , kin, öfke ve nefretten gözü dönmüş bir  halk profili görüyorum televizyon ekranlarında ve aklıma gene insan olmanın amacı neydi? Bizden beklenen nedir? Soruları geliyor. Hani şu, nefsini yenmiş (şeytan diyelim) bütünü kavramış, kimseye kötü gözle bakmayan, hak yemeyen , aynı zamanda yedirmeyen, düşünen, (sorgulayan)  aklını işleten ve evrene koşulsuz sevgi ile bakabilen Kamil insan (tekamül etmiş)………..Bu değil miydi insanın hedefi, dinlerle anlatılmaya çalışılan.

15 Temmuz  1916  tarihinde, yıllardır siyasetçilerin oy almak için kolayı seçerek kullandıkları, onlarında dini kullanarak insanları kullandıkları  bir dini cemaat oluşumu, son hükümet AKP nin de bilinçsizce ( veya bilinçli günahları boyunlarına)  büyük hataları sonunda Türkiye’mizi  uçurumun kenarına getirdiler.  Yok etmek istedikleri,   diğer illuminati tarafından kolayca istedikleri oyunu üzerlerinde oynadıkları orta doğu ülkelerinden bizi farklı kılan  CUMHURİYETİMİZ idi.

Allaha şükür, askerin içinde fetocu olmadan kalmış askeri kesim, muhalefeti , iktidarı ile siyaset , medya ve de halk tarafından  engellendi.

Peki şimdi biz ne yapmalıyız?

Aklımızı kullanarak önce  BİR ve birlik olmalı ve neler yapmamız gerektiğini mi düşünmeliyiz ki, ilk yapmamız gereken bunun gibi  cemaatlerce kullanılmayacak , sorgulayan,aklını işleten çağdaş eğitim seviyesinde okullar açarak , aklı hür, vicdanı hür , irfanı hür nesiller yetiştirmek, demokrasiyi  yeniden inşa etmek ve hukukun  adil olarak işlemesini sağlamak.     Dinimizin yani islamın üzerinde çok durduğu nefsimizin (öfke, kıskançlık, nefret, kibir) üzerine çıkarak  tüm suçluları adalete teslim edip içimizde bu  kötü duyguları beslemeden ne yapmamız gerekiyorsa, işimiz gücümüz , ona mı dönmeliyiz.

Yoksa  ölüm çığlıkları atarak “ idam isterük” diye nefret dolu gözlerle intikam peşinde mi olmak.

Kendi başımdan geçen kısa bir olay anlatayım.  Her anne gibi en zayıf noktam iki kızımdır. Seneler önce büyük kızım bir iş toplantısına gitmek üzere arabasına binerken hızla gelen bir araba çarparcasına kızıma yaklaştı ve konunda asılı olan çantasını içinden beline kadar  sarkmış bir adam çekerek almak istedi. Kızım çantayı çıkaramadığı için dakikalarca hızla giden arabanın yanında sürüklendi. Onu 12. Kattan geçirmek üzere izleyen benim neler hissettiğimi her kadın anlar ama eminim kalbi olan her erkek de anlayacaktır.  Kızım hastanelerde ancak hayata döndü ama göz retinasında hala çekmekte olduğu hasar oluştu başından aldığı darbelerle. Genelde çok güçlü biriyimdir ama bu olayın etkisinden  aylarca kurtulamadım.  Fakat bunu yapanların bir an önce yakalanarak cezalarını çekmeleri için  çalışmama rağmen bir kere olsun o iki kişiye bela okumadım veya biri okusa, ki herkes ne belalar okudu, içimden  o kişiler için “allah korusun” dedim.. Bunu iyi insan olayım diye yapmadım. Zaten aksini yüreğim kabul etmedi.

Şimdi dostlar ,  evet çok kötü bir deneyim yaşadık.İlahi adalete inanıyorsanız hayatta hiçbir şey sebepsiz değildir. Bir şey yaşıyorsak , karşıdakine  ver yansın etmek yerine  “ben buradan ne ders çıkarmalı ve ne yapmalıyım” diye düşünmeliyiz.

Bu arada hukuk geriye çalışmaz    yani eğer idam çıkarsa  Fettullah, apo vs idam olmaz ama bu idam kimin başında patlar o da belli olmaz. Onun için düşüncelerimize dikkat edelim çekim yasası (etme bulma dünyası)  işliyor…

SEVGİYLE KALIN COŞKUYLA YAŞAYIN….

BİHİN EDİGE