Biraz daha yaklaşıp her birini anlamaya çalışsak , göreceğiz ki büyük bir çoğunluğu nefsinin esiri bir hırs ile önüne geleni sahiplenmeye çalışıyor, kaybetme korkusu ile yaşıyor. Kendini güçlü hissetmeyi başkasının güçsüzlüğünde buluyor.Çeşitli dinler,kadim bilgiler ve kuantum fiziğinin devreye girmesiyle atom altı alemin (5 duyumuz ile algılayamadığımız boyutun) bize söyledikleri ise bu görünen alemin bir hayal olduğu ve hakikatin görünmeyen alemdeki ebedi birlik ve dinginlik olduğu.

Anlaması zor , olması daha da zor , yaşaması nadiren mümkün. İmkansız mı? Değil. Mühim olan farkındalık ve uyum.

Beş duyumuzla algıladığımız gerçek hayat devamlı var olup yok oluyor. Güneş doğup batıyor, insan doğup ölüyor, mevsimler ardı ardına gelip geçiyor.

İlk defa Eınstein’ın izafiyet teorisiyle algıladığımız görecelik ise bu bilinmeze kapı aralayarak gerçeğin aydınlığının bize yansımasını sağlıyor. Tek bir doğru yoktur diyor her şey göreceli olarak zamana, mekana,şartlara ve dolayısıyla senin bilincine göre değişir ve hepsi de olduğu yerde doğrudur. Nasıl mı?

Güneşin doğuşunu ve batışını ele alalım. Güneşin sabahları doğduğunu akşamları ise battığını söylersek bu tabiki doğrudur. Ama göreceli olarak doğrudur ve gerçektir. Ama hakikat bunun tam tersidir.Güneş, sadece gezegenin üzerinde yaşayan birisi için doğup batmaktadır. Oysa uzaydan gözlemleyen birisi için güneş ne doğmakta ne batmakta , sürekli olarak parlamaktadır.

Bilinçli olarak yaşamak ise bu hakikati bilerek, gün doğumu ve gün batımının güzelliğini görmek ve yaşamaktır.. Gün doğumunun resmini yapıp, gün batımına şiirler yazabilmek, o doyumsuz güzelliklerin keyfini çıkarmaktır.

Şahsen ben bu hayal aleminin keyfini sevenlerden ve yaşayanlardanım. Öte alem ise içimde öyle bir akmakta ki bu beni korkusuz ve sevgi dolu yapmakta. Hararetle öneririm .

YAŞAMIN KEYFİNİ ÇIKARIN…
SEVGİYLE KALIN , COŞKUYLA YAŞAYIN..

BİHİN EDİGE